<
Özel Arama

« Önceki |

24/12/2008

KATARAKT NEDİR???????????

                

KATARAKT NEDİR ? 


Katarakt, saydam olan göz merceğinin saydamlığını kaybederek görmenin azalmasıdır. Gözün renkli tabakası irisin arkasında yer alan ve saydam bir yapı olan göz merceğinin, görme işlevinde önemli bir rolü vardır. Göz merceğinin saydamlığının azalması, yani katarakt söz konusu olduğunda görme netliği azalacak, hasta bulanık görecektir. Kataraktlı gözlerde görme bulanıklığı, kataraktın derecesine göre, az bulanık görmeden başlayarak sadece ışık görecek dereceye kadar çok değişik seviyelerde olacaktır.

        

KATARAKT İKİ GÖZDE BİRLİKTE Mİ ORTAYA ÇIKAR ? 
Katarakt, çoğunlukla iki gözü de etkileyen bir rahatsızlıktır. Bazen her iki gözde birlikte başlar ve birlikte ilerleyerek her iki gözün de eşit derecede etkilenmesine sebep olur. Bazen de katarakt tek gözde başlar. Ancak diğer göz tam görüyorsa hasta, katarakt ilerleyene kadar o gözün az gördüğünü farketmeyebilir; ya da hasta görmesinde bir değişiklik olduğunu farkedince, bunun gözlük numarasının değişmesine bağlı olduğunu zannederek doktoruna başvuracak ve muayenede katarakt olduğu ortaya çıkacaktır.

   

KATARAKTIN BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Katarakt, göz merceğinin değişik bölgelerinden başlar ve buna göre de hasta farklı görme şikayetleriyle doktora başvurur. Hastaların tümünde ortak şikayet, görmenin azalması ve bulanık görmedir. Fakat, hastaların bazısı ışıkta değil, loş ortamlarda daha iyi gördüklerini belirtirler. Bazısı da görmesinin sürekli bulanık olmasından ve giderek daha kötüleştiğinden, bazısı da iyi okuyamadığından şikayet eder. Bazı katarakt türlerinde görülen tipik bir görme şikayeti de gözün miyop hale gelmesidir. Bu hastalar, eskiye göre yakını daha iyi gördüklerini, hatta kitap-gazete okurken yakın gözlüklerine gerek duymadan çıplak gözle daha iyi gördüklerini ifade ederler. Uzak için hipermetrop gözlük kullanan hastalarda bu gözlüğe ihtiyaç duyulmadığı görülür. Bu hastalar muayene edildiklerinde gözlükleri hipermetrop ise gözlük numarasında düşme, miyop ise numarada yükselme olduğu izlenir. Önceleri, gözlük yardımı olmaksızın yakını daha iyi gördüğünü farkeden hasta, bu durumdan memnun olur. Fakat zamanla görmesinin bulanıklaştığını ve uzak mesafeyi daha kötü görmeye başladığını anlayınca, doktora başvurmak zorunda kalır.

      

KATARAKT HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR ?


Katarakt genellikle bir yaşlılık hastalığı olarak bilinir. Bu doğrudur, kataraktlı hastaların %90'ından fazlası 60 yaşın üzerindeki kişilerden oluşur. Fakat, kataraktın sadece yaşlılarda görüldüğü sanılmamalıdır. Katarakt, daha küçük oranlarda olmak üzere her yaş grubunda görülebilir. Örneğin yeni doğan bebeklerde doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebildiği gibi çocuklarda, gençlerde ve orta yaşlılarda katarakta rastlanabilir. Dolayısıyla, hangi yaş grubunda olursa olsun görme bulanıklığı veya azalması olan bir hastada, akla gelebilecek hastalıklardan biri kataraktdır. 

       

KATARAKTA YOLAÇAN NEDENLER NELERDİR ?

Katarakta yol açan nedenler çok çeşitlidir. Kataraktların %90 gibi büyük çoğunluğu yaşlılık kataraktı adı verilen ve 60 yaş üzerinde yaşlılığa bağlı olarak oluşan kataraktlardır. Yaşlılık kataraktında, kataraktın nedenini aramaya gerek yoktur. Ancak 50 yaşın altındaki kişilerde görülen kataraktlarda, altta yatan bir sebep mevcuttur. Bu tür kataraktlar soyaçekimle ilgili olabileceği gibi bazı metabolik bozukluklar, travmatik nedenler (göze gelen çeşitli fiziksel darbeler) veya kullanılan ilaçlarla (örneğin kortizonlu ilaçlar) da bağlantılı olabilir.

       

BEBEKLERDE GÖRÜLEN KATARAKTIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

Yeni doğan bebeklerde, doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebilir. Doğuştan katarakt, bir veya her iki gözde de görülebilir. Doğuştan katarakt da genetik olabileceği gibi hamilelik esnasında annenin geçirdiği bazı hastalıklar, kullandığı bazı ilaçlar, röntgen ışınlarına maruz kalma gibi değişik sebeplere bağlıdır. Ayrıca, doğuşta başlangıç halinde olup çocuk yaşta ilerleyen katarakt çeşitleri de vardır. Doğuştan kataraktların tedavisi, yaşlılık kataraktına göre farklılık gösterir. Çünkü doğuştan kataraktlı bebeklerin hemen hepsinde, zamanında ameliyat edilseler dahi görme tembelliği kalır. Ayrıca ilk 2 yaş içinde bebeklerde katarakt alındıktan sonra göziçi merceği yerleştirmenin çeşitli problemlere yolaçabileceği bilindiğinden 2 yaşa kadar olan bebeklerde sadece katarakt alınmakta göziçi merceği yerleştirilmemektedir. Fakat bu bebeklerde görme tembelliğinin oluşmaması için gözlük veya kontakt lens kullanması sağlanmalıdır. 2 yaşından sonraki kataraktlarda ise göziçi merceği kullanılabilir. Yine de bu konuda göz hekimleri arasında değişik düşünceler ve tartışmalar halen mevcuttur. Ancak, uygulama ne olursa olsun, doğuştan kataraktlı bebeklerin görme dereceleri %100'e çıkmamakta görmelerinde hafif, orta veya ağır derecede bir zayıflık kalmaktadır.

 
        

KATARAKTIN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Katarakt'ın bugün için tek tedavi şekli cerrahidir (ameliyattır). Çocuk veya yaşlı kataraktlarının ameliyatlarında teknik olarak bazı faklılıklar olmakla birlikte katarakt ameliyatında yapılan işlem, kataraktın alınıp yerine bir göziçi merceği yerleştirilmesinden ibarettir.

    

KATARAKT AMELİYATI

Katarakt ameliyatı çocuklarda genel anestezi ile erişkinlerde ise lokal anestezi ile yapılmaktadır. Lokal aneztezi enjeksiyonla (iğneyle) veya enjeksiyonsuz (iğnesiz); damla ile yapılabilir. Günümüzde katarakt ameliyatı, halk arasında ''laserle katarakt ameliyatı'' olarak bilinen tıbbi adı ''FAKOEMÜLSİFİKASYON'' veya kısaca ''FAKO'' olarak isimlendirilen bir teknikle yapılmaktadır. Bu teknik, halk arasında ''dikişsiz katarakt ameliyatı'' olarak isimlendirilmektedir. Gerçektende bu teknikte dikiş gerekmemektedir. Dikişli ameliyat olarak bilinen eski teknikte ise ameliyat yeri dikiş ile kapatılmakta idi. FAKO ameliyatı, laserle katarakt ameliyatı olarak bilinmektedir. Fakat burada kullanılan enerji, gerçekten laser enerjisi olmayıp ultrason (ses titreşimleri) enerjisidir. Fako tekniğinde katarakt, ultrason enerjisiyle küçük parçalara ayrılıp emilerek tümüyle temizlenmekte, ancak kataraktın kapsülü yerinde bırakılmaktadır. Yerinde bırakılan kapsülün içine de, göziçi merceği yerleştirilmektedir. Göziçi mercekleri sert, katlanabilir olmak üzere iki çeşittir. Katlanabilir göziçi mercekleri, daha küçük bir kesi yerinden göziçine takılabildiği için birtakım üstünlükleri vardır. Göziçi mercekleri polimetilmetakrilat, akrilik, silikon gibi değişik materyallerden üretilmektedir. Bu materyallerin çeşitli avantaj ve dezavantajları mevcuttur. Cerrah, bunları ameliyat olacak gözün özelliklerini gözönünde tutarak hangi tür göziçi merceği kullanacağını önceden planlar veya ameliyat esnasında da duruma göre plan değişikliği yapabilir.
  
www.goz.gen.tr

10/5/2008

Görme engellilere biyonik göz

Görme engellilere biyonik göz
İngiliz bilim adamları, görme engellilerin görebilmesini sağlayan dünyanın ilk gerçek biyonik gözünü tanıttı.

İngiltere'de ilk kez yapılan ‘mucize’ olarak nitelendirilen ameliyat sayesinde, ‘biyonik göz’ takılan iki görme engelli ilk defa yakınlarını görebildi. Londra’da dünyanın en büyük ve en eski göz hastanelerinden Moorfields Göz Hastanesi'nde görevli doktorlar, ilk defa gerçekleştirdikleri ‘Biyonik Göz Ameliyatı’ sayesinde 50’li yaşlarda iki görme özürlü hastanın yeniden görmesini sağladı. Tıp dünyasını sarsacağı belirtilen sistem, gözlüğe yerleştirilmiş bir kamera ve alıcıdan alınan bilginin, gözdeki elektrotlara aktarılması yoluyla çalışıyor. Şu ana kadar bu buluşun daha az gelişmiş türlerini deneyen uzmanlar, hastalarda ışık, karartı ve hareketleri görebilme duyularını tedavi edebildiği belirtildi. Görme özürlülere yeniden görme şansı tanıyan bu yeni teknoloji, bir gözlüğe takılan küçük bir kamera ve vericiden oluşuyor. Cihaz, sinyallerini kablosuz olarak göze nakledilen küçük bir elektronik alıcı ve elektrot paneline gönderiyor. Gözün arkasındaki retinaya bağlı elektrotlar ise mevcut sinirleri uyandırarak, sinyallerin optik sinir boyunca beyne ulaşmasına izin veriyor. Beyinde ışığın desenleri ve karanlık noktalar algılanıyor ardından hastaya temel görüşü veriyor.

Uygulamanın özellikle ‘maküler dejenerasyon’ ya da Retinitis Pigmentosa (Gece körlüğü) diye tanımlanan hastalıklar sonucu meydana gelen körlüklerde yararlı olacağı açıklayan uzmanlar, deneyin klinik ortamında gerçekleştirildiğini ve bir kaç yıl içerisinde Ulusal Sağlık Hizmeti’nde (NHS) uygulamaya hazır olacağını tahmin ediyor.

Geçen hafta 2 operasyon gerçekleştirdiklerini ve hastaların durumunun iyi olduğunu söyleyen Göz Cerrahı Lyndon da Cruz, bu heyecan verici yeni teknolojinin geliştirilmesinde kendilerine sunulan imkanın önemine değinerek, operasyonun ‘Argus II' adlı teknolojiyi geliştiren Amerikalı doktorların gözetiminde ve Second Sigh firmasının katkılarıyla yapıldığını belirtti.

Benzer operasyon Amerika’nın Los Angeles eyaletinde bulunan ‘Doheny Göz Enstitüsü’nde daha önce gerçekleştirmişti. Amerikalı uzmanlar, bezelye büyüklüğündeki video kameranın 3-5 yıl içerisinde bütün hastanelerde kullanılabileceğini söylüyor. 1804 yılında yapımı tamamlanan Moorfields Göz Hastanesi, dünyanın en eski ve en büyük göz hastanesi olma özelliğini taşıyor. Uluslararası üne sahip tedavi yöntemleri uygulayan hastanede yılda 23 bin hasta ameliyat ediliyor.

 


kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/saglik

Bağlantılarım

  • RSS
Blogcu ile yapıldı